İlginizi Çekebilir
tarih nedir
  1. Ana Sayfa
  2. Sosyal
  3. Din Nedir?

Din Nedir?

din nedir

Din Nedir: Hesap günü, hukuk, kanun ve yol anlamına gelen din, insanların yaratıcı olarak gördükleri üstün güce olan bağlılık ve imanları, yaptıkları ibadetler ve bu inanış yoluna göre davranış ve toplumsal yaşantıların sınırlarını belirleyen inanç sistemidir.

Din kavramının tarihteki ilk insanın yaşamaya başladığı andan itibaren ortaya çıktığı bilinmekle birlikte; hayatı her anlamda kuşatan, kendine ait emir ve yasakları bulunan, inananların yaşam tarzlarını bazen sert bazen de esnek bir biçimde düzenleyen ve farklı yaşam alanlarında nasıl davranacaklarını da en ince ayrıntılarıyla açıklayan bir yaşam ve biçimidir.

Din Kavramının Sözlük Tanımı

  1. Din Tanrı’ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet

Örnek Cümle: “Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır.” – H. C. Yalçın

  1. Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen

Örnek Cümle: “Yazık ki bu sanat ve din bahsinde bana arkadaşlık edecek kültürde değil.” – R. H. Karay

  1. İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Düşünürler Tarafından Yapılmış Farklı Din Tanımlamaları

Dinin yüzyıllar boyunca yapılmış tariflerine her gün yeni bir tanım eklenirken, genel olarak şu tanımlamalar öne çıkmaktadır:

Rudolf Otto: “din kutsalın tecrübesidir”

Harald Hoffding: “dinin mahiyeti dünyada hakiki mananın devamı bir inanıştır”

F.Schleiermacher: “dinin özü mutlak güven duygusudur”

Edward S. Ames: “din en yüksek içtimai değerlerin şuurudur”

Kur’an’a Göre Din Kavramı

Kur’an dini bir sistem olarak tanımlarken, bu sistemin insanın zihinsel işlevlerinden, inanç ve düşüncelerine hatta tutum ve davranışlarına kadar belirlediğini ortaya koymaktadır. Kur’an’ın bu tanımında da görüleceği üzere Tanrı olgusu işlensin ya da işlenmesin veya herhangi bir metafizik değere sahip olsun ya da olmasın insanın hayat ve düşünce dünyası konusunda belirleyici olan her sistem din olarak kabul edilebilmektedir. Kur’an’a göre temelde iki din olmakla birlikte;

  • Bunlardan ilki Allah’ın insanlar için seçtiği ve dizayn ettiği İslam,
  • İkincisi de İslam’ın dışında olan tüm dinlerdir.

Kur’an sadece İslam dininin insanları kurtuluşa ve hidayete erdireceğini belirtirken, diğer dinlerin ise makbul olmadığı konusunda açıkla yapmaktadır.

Dindar Kavramı

Dindar kavramı tüm dinler için geçerliliğini koruyan bir olgu olmakla birlikte bağlı olduğu dinin belirttiği noktaların üzerinde hassasiyetle duran, bağlı olduğu dinin emir ve yasaklarını en ince ayrıntısına kadar uygulayan, bu emir ve yasakları içselleştirip yaşama nedeni yapan, bu emir ve yasakları kendi hayatında da pratik eden kişi anlamına gelmektedir. Dindar olarak tanımlanan kimse tanrısal gerçekliğe sıkı sıkıya bağlanmakla birlikte gündelik hayatında da inandığı dinin tüm dinamiklerini gözle görülür bir şekilde ifa eden kişi olarak da ifade edilebilir. Aynı zamanda dindar tanımı yapılabilmesi için bağlı olduğu dinin özellikle emirlerini ne denli yerine getirdiği, emir ve yasaklar konusunda ne denli yoğunlaştığı ve yaşamının önemli bir parçası haline getirme derecesi de oldukça önemlidir. Günümüzde dindar kavramı dinin gereklerini, özellikle de ibadetlerini tam olarak yerine getiren kimse olarak açıklanırken, dindar olarak tabir edilen kişinin yaşantısında bu inançlar doğrultusunda her konuda tam bir subjektiflik yer aldığı da kolaylıkla ifade edilebilir.

Kişinin Hayatında Önemli Sınırlar Çizen Bir Olgu

Bu açıklamalar ışığında görüldüğü üzere dinin kişilerin yaşamları için en önemli yaşam tarzı olduğundan hareketle, dinin kişilere hayatlarını nasıl devam ettirecekleriyle alakalı birçok emir ve sınırlar koyduğu da belirtilmelidir. Din olgusunun toplumlarda zorla ve baskıyla benimsenmediği de göz önünde bulunulursa, herhangi bir dini kabul etmiş kişilerin de dinin emir ve yasaklarına en azından temel anlamda uymaları gerektiği beklentisi de oluşmaktadır. Bu nedenle dinlere inanan kişilerin önemli bir sorumluluk taşıdıkları vurgulanırken kişilerin bağlı oldukları dinin niteliklerine göre davranmaları da önemli bir mükelleflik aracı olarak altı çizilmesi gereken bir diğer husustur.

Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:  Hinduizm Nedir?

Farklı Dinler

Dünyadaki insanın ilk ortaya çıkışından bu yana binlerce din çeşidi olduğu bilinirken, din çeşitleri tanımlaması yapılacak olursa İslamiyet, Yahudilik ve Hristiyanlık olmak üzere ilahi olarak kabul edilen üç dinin varlığından söz edilebilir. Bu üç dinin ortak özelliği Allah’ın insanlık yararına olan bilgi ve öğütleri peygamberlerine vahiyle bildirmiş olması olarak nitelendirilirken, bu üç dinin de kendine ait peygamberi olduğu da görülmektedir.

  • İslam peygamberi Muhammed
  • Yahudilik peygamberi Hz. Musa
  • Hristiyanlık peygamberi Hz.İsa

Bu üç ilahi din dışında başta Hinduizm, Budizm, Sihizm, Taoizm, Konfüçyanizm de en çok bilinen diğer dinler olarak göze çarpmaktadır. Şu an dünya üzerinde değişik topluluklar tarafından inanılan 700 adet din olduğu da bilinmektedir.

Farklı Dinlerin Birbirlerine Karşı Bakış Açıları

Farklı dinlere mensup olan kişilerin birbirlerine karşı tutum ve davranışları oldukça önemli olarak kabul edilirken, dünya üzerindeki anlaşmazlık ve savaşların en önemli nedenlerinin başında din olgusunun geldiğini söylemek doğru olacaktır. Yapılan araştırmalar farklı dinlere mensup olan kişiler arasındaki anlaşmazlıkların oldukça anlaşılabilir olduğunu ortaya koyarken, bu anlaşmazlıkların şiddetle bağdaşmaması gerekmektedir. Üç adet ilahi dinin ortak özelliği olan şiddete karşı eğilim günümüzde bile bazı toplumlar tarafından pek de kabul görmemektedir. Bu konuda aslında önemli noktanın kişilerin diğer dinlere bakış açısının ne olduğundan ziyade, kişilerin kendi dinlerine olan bakış açısının nasıl olduğu ifade edilirken, dünya üzerindeki hiçbir bireyin başkasının dini inancı için diğerini aşağılaması gibi bir durumun asla söz konusu olmaması gerekmektedir.

Farklı Din ve Dindarlık Perspektifleri

İlk insan olarak kabul edilen Hz.Adem’den bu yana binlerce farklı din inanışına sahne olan dünyada buna bağlı olarak da farklı dindar toplumlar ve bireyler oluşmuş, bu da binlerce inanç esası, periyodik ibadetler, özel günler vb gibi farklı ritüellere sebep olmuştur. Örnek vermek gerekirse Hinduizm inanışında inek çok kutsal bir varlık olarak görülürken, Hristiyanlık inancında da baba, oğul ve kutsal ruh inanışı ön plana çıkmaktadır. Bunun gibi her dinde bulunan on binlerce farklı inanış ve bunun sonucundaki ritüellerin bir kısmı hiçbir şekilde akıl ve mantıkla bağdaşmasa da yukarıda belirtildiği üzere bir din mensubunun başka bir din mensubuna herhangi bir konuda baskı yapması kabul edilemez olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca tarih boyunca ortaya çıkan dinlerin ayrıntılı incelenmesinde görüleceği üzere, geçen zaman ve sürecin sadece dinlerin lehine işlediğini söylemek de pek mümkün değildir. Bu nedenle günümüzde inanan sayılarına bakıldığında ulaşabilmiş çok fazla dinden bahsedilmesi mümkün olmamaktadır. Tüm dinlerde dışarıdan gelen tehlikeler kadar kendi iç dünyalarında inananlar tarafından verilen zararlar neticesinde dinlerin bir kısmı tamamen kaybolmuş, diğer kısmı da çeşitli mezhep, akım ve gruplara bölünmüş olarak yoluna devam etmektedir. Bu bölünmeler kontrolden çıktığında çeşitli sapkınlıklara kadar varabilen tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır.

Dinler Çoğu Zaman Kurtuluş Vesilesi Olmuştur

Dinler genel anlamda insanların yanlışa ve yıkıma doğru yol aldığı dönemlerde, bir kurtuluş ve arınma vesilesi olarak insanlara sunulurken, insanlığı eski, bağnaz, kokuşmuş ve uyuşmuş şekillerinden kurtararak hem düşünce hem de yaşayış anlamında yeni bir soluk kazandırmıştır. Dindar olarak nitelendirilebilecek inananların dinin emir ve yasaklarına tam olarak uymaları sonucunda aslında yoldan sapma hadisesi tamamen ortadan kalkarken, dünya üzerindeki sorunların tamamına yakınının ortadan kaldırıldığı da görülmüş olacaktır.

Dinin İnsanoğlunun Manevi Dünyasına Katkısı

İnsanın manevi dünyasından kastedilen ruh ve ruhun ihtiva ettiği olgular olarak belirtilebilirken, bütün manevi özelliklerin aslında bu iç dünyasından ortaya çıktığı kolaylıkla söylenebilir. Bunun sonucunda tarih boyunca ortaya çıkan tüm tecrübe, oluşum ve kurumların din temelinden oluştuğu ifade edilebilirken, insanoğlu için en önemli manevi olgunun din olduğu da görülmektedir. Toplumların manevi olarak sahip oldukları tüm olgular din temelinde şekillenirken, Tanrı şuuruna ulaşabilmenin ana kaynağı da bu temeldir. Tanrı inanışı olan tüm dinlerde, Tanrı olgusunun her şeyin üzerinde ve tek başına bir kavram olduğundan hareketle, bu yüce kudretle olan her türlü münasebet de din olarak adlandırılabilir. İnsanların bu yaratıcı tanrı kavramına yönelmeleri din kavramının da içinin tamamen dolmasına neden olurken, dinin ortaya çıkışında hem ilahi hem de insani olguların ön plana çıktığını da belirtmek gerekecektir. Öncelikle insanın kendisinin ve evrenin nasıl oluştuğuyla alakalı düşünceleri, meydana gelen olumsuz ve korkutucu durumlar karşısındaki verdiği aciz tepkiler sonucunda din ve dolayısıyla yaratıcı kavramı bir sığınak olarak görülürken, insanın manevi dünyasının rahatlayıp tamir edilmesi de ancak bundan sonra gerçekleşecektir.

Bir önceki yazımız olan Coğrafya Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap