İlginizi Çekebilir
Protestan Nedir
  1. Ana Sayfa
  2. Yaşam
  3. Fotosentez Nedir?

Fotosentez Nedir?

Fotosentez Nedir

Işık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüşme sürecine fotosentez denir. Bir diğer tanımıyla, yeşil bitkilerin ışık ve klorofil yardımıyla havadan aldıkları karbondioksitin, topraktan alınan suyla birleşerek besin maddeleri oluşturmasına fotosentez adı verilir. Yeşil yapraklarda gerçekleşen bu olay, bitkilerin yeşil kısımlarında tamamlanır. Yeryüzünde yaşayan tüm canlılar için fotosentez oldukça önemlidir. Güneş enerjisi fotosentez sayesinde organik besin moleküllerine kazandırılırken aynı zamanda atmosfere oksijen sağlanmış olunur. Öte yandan hayvanlar için besin üreten fotosentez olayı, bitkilerin de canlı kalmasını sağlar.

Işık enerjisiyle başlayan fotosentez olayında glukoz maddeleri ya da farklı şekerler üretilmektedir. Aynı zamanda oksijen de yan ürün olarak salgılanmaktadır. Bu molekülleri enerji ve sabit karbon gibi kaynaklar ortaya çıkarır. Enerji, hücreler için yakıt işlevi görmektedir. Ayrıca fermantasyon ve hücresel solunum gibi işlemlerde de glukozun kimyasal enerjisinden yararlanılmaktadır. Sabit karbon ise karbondioksitte bulunur ve organik moleküllere dönüştürülebilmektedir. Bu moleküllerin içeriğinde yer alan sabit karbon şekere dönüştürülebilir ve bu sayede hücrelerin ihtiyacı olan farklı moleküller oluşturulabilir.

Fotosentez Kelime Anlamı

Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden daha karmaşık yapıda olan organik moleküller üretmesi. (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Fotosentez Nasıl Gerçekleşir?

Işık enerjisinden yararlanan yeşil yapraklı bitkiler, gerçekleşen kimyasal olay sonucunda organik besin üretmektedir. Bu işlemin adı fotosentezdir. İçeriğinde klorofil bulunan her bitki fotosentez yapmaktadır. Fotosentez sonucunda oksijen, su ve glikoz ortaya çıkmaktadır.

Hayvanların tam tersi olarak bitkiler besin arama ihtiyacı duymamaktadır. Kendi besinlerini üretebilen bitkiler, fotosentez olayı ile besin yapımı sürecini başlatmaktadır. Karbondioksit ve ışık oranlarının aynı anda artmasıyla beraber aşırı fotosentez olayı gerçekleşebilir. Öte yandan dünyadaki besin zinciri incelendiği zaman en alt kısımda bitkiler yer alır. Zincirin diğer bölümlerinde ot yiyiciler, et yiyiciler ve en üst kısımda hem et hem de ot yiyiciler bulunmaktadır.

Bitkiler fotosentez yaparak oksijen üretmektedir. Bu işlem sırasında karbondioksit tüketimi gerçekleşir. Ayrıca fotosentez için gerekli faktörler klorofil, ışık, su, sıcaklık, karbondioksit ve enzimler olarak sıralanabilir.

Klorofil: Klorofillerin görevi ışık enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmektir. Bu aşamada enerjiyi herhangi bir molekülden alarak diğerine aktarır. Ayrıca elektron kaynağı olarak görev almaktadır. Klorofilin bu işlemleri gerçekleştirmesi için demir elementine ihtiyacı vardır.

Işık: Enzimler sayesinde gerçekleşen fotosentez olayında ışık faktörünün yeri önemlidir. Çünkü ışık enerjisi olmadan fotosentez gerçekleşmemektedir.

Su: Fotosentez olayında klorofilin kaybettiği elektronlar, suyun iyonize olmasıyla yeniden sağlanmaktadır. Ayrıca oksijenin oluşması için su her zaman gereklidir.

Karbondioksit: Fotosentez hızının artırılması için karbondioksite ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca karbondioksit, fotosentez aşamalarından olan karanlık evrede kullanılır.

Enzimler: Elektron taşıyıcı görevi üstlenen enzimler, canlılarda gerçekleşen kimyasal reaksiyonların tamamında görev alır. Öte yandan karanlık evre aşamasında organik maddelerin sentezini tamamlayan faktör yine enzimlerdir.

Sıcaklık: Fotosentezin gerçekleşmesi için ortam sıcaklığının 0 ile 30 derece arasında olması gerekmektedir. Sıfır derecenin altında da fotosentez olayı gerçekleşebilir fakat yeteri kadar oksijen üretimi bu durumda gerçekleşmemektedir.

Fotosentez için Gerekli Bileşenler

Bitkiler fotosentez yapabilmek için bazı bileşenlere sahip olmalıdır. Bunların başında pigmentler gelir. Bakterilere, alglere ve bitkilere renk veren moleküllere pigment adı verilir. Pigmentin bitkilerdeki en önemli görevi, güneş ışığını yakalamaktır. Dalga boylarını emen pigmentler klorofil, fikobilin ve karotenoidler olarak farklı gruplara ayrılır.

Fikobilin: Mavi ya da kırmızı bir pigment çeşidi olan fikobilin, karotenoid ve klorofil tarafından emilemeyen ışık dalga boylarını emebilmektedir.

Karotenoidler: Sarı, turuncu ya da kırmızı renkli pigmentlerdir. Yeşil ve mavimsi ışıkları emerler.
Klorofil: Yeşil renkli pigmentlerdir. Kırmızı ve mavi ışıkları da yakalayabilirler.
Fotosentez için gerekli bileşenler arasında plastidler de bulunmaktadır. Bunun yanı sıra;

  • Işık
  • Su
  • Kloroplast
  • Sıcaklık
  • Enzimler
  • Mineraller
  • Karbondioksit gibi bileşenler de fotosentez için gereklidir.

Kloroplast, fotosentez olayında diğer bileşenlere göre çok daha önemlidir. Bitki yapraklarında bulunan kloroplast ayrıca bitkilerin olgunlaşan meyvelerinde yer almaktadır. Klorofil pigmentlerini içeriğinde barındıran kloroplast, yapraklara ve bitkilere yeşil rengini veren pigmentleri tutmaktadır. Çift zarlı bir organel olan kloroplast, stroma ve granadan meydana gelmektedir. Granalar, fotosentezin aydınlık evredeki reaksiyonlarını gerçekleştirmektedir. Stroma ise renksiz bir sıvı olmakla beraber bazı enzimler, ribozom, RNA ve DNA’dan oluşmaktadır. Karanlık devre reaksiyonları stromada tamamlanır. Ayrıca kloroplastın kendine özgü RNA ve DNA yapısı vardır. Kendi enzim ve protein sentezini gerçekleştirebildiği için bölünüp çoğalma özelliğine sahiptir.

Fotosentez Evreleri

Bitkileri diğer canlılardan ayıran en önemli özellik olan fotosentez, bitkilerin yeşil yapraklarındaki klorofil adı verilen pigmentlerdir. Klorofil aynı zamanda bitkilerin güneş enerjisini çekmesinde önemlidir. Bitkilerde yer alan hücreler hayvan ve insan özelliklerinden de ayrılır. Bu hücrelerin en önemli özelliği ise güneş enerjisini direkt olarak alabilmelidir. Ek olarak fotosentezin gerçekleşmesi adına ısı ve ışığın şart olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenlerden dolayı bitkiler ışık yani güneş olmadan yaşayamaz ve kendi besinlerini de üretemez.

Güneşten alınan enerjiyi kimyasal enerjiye dönüştüren bitkiler, bu enerjiyi nişasta olarak depolar. Oldukça önemli bir enerji kaynağı olan nişasta, bitkilerin büyümesi ve gelişmesi için şarttır. Fotosentez olayının formüle edilmiş haline bakıldığında güneş enerjisi, su ve karbondioksitin toplanması ve sonuç olarak glikozun üretilmesi esasına dayanır.

Kloroplastlarda gerçekleşen fotosentez, uzun bir kimyasal reaksiyon zinciri olarak adlandırılır. Ancak söz konusu reaksiyonun hızlı bir şekilde gerçekleşmesi sebebiyle farklı aşamalardan da geçtiği bilinir. Buna bağlı olarak fotosentez olayı iki farklı aşamada gerçekleşir. Aydınlık ve karanlık evre olarak adlandırılan bu aşamalarda pigmentler güneş ışığını emer. Ayrıca elde edilen kimyasal enerji daha sonra maddelerin üretilmesi amacıyla kullanılmaya başlanır.

Fotosentezde Aydınlık Evre: Fotosentez olayındaki ilk aşama aydınlık evredir. Bu evrede bir nevi yakıt olarak kullanılacak olan ATP ve NADPH molekülleri bu evrede oluşmaktadır. Işık varlığında gerçekleşen fotosentez olayında, klorofil molekülleri güneşten gelen ışığı emmeye başlar ve daha sonra hareketlenir. Bu süreçte elektron kaybedildiği için elektron alıcı konumuna geçilir. Klorofil, emmekte olduğu enerjiyi farklı moleküllere ilettikten sonra katalizör oluşturur. Meydana gelen kimyasal enerji önce su ile parçalanır ve oksijeni ortaya çıkarır. Ayrıca suyun parçalama aktivitesiyle beraber hidrojen iyonları oluşmaktadır. Hidrojen tutulması sonucunda ise NADPH2 molekülü açığa çıkar. Bir süre sonra klorofilden ayrılan elektronlar, açığa çıkan enerjiyle beraber bu molekülde toplanır. Tüm bu süreler fotosentezin aydınlık evresinde gerçekleşmektedir.

Fotosentezde Karanlık Evre: Karanlık evrede ışık enerjisinin direkt olarak kullanılmasına ihtiyaç yoktur. Fotosentez işlemi tamamen proteinin yapısında bulunan moleküllerle gerçekleşir. Ayrıca oksijenin hidrojenle birleşmesi sonucunda organik besinler oluşmaktadır. Pek çok sentezleme olayından sonra da glikoz üretilir. Aydınlık evredeki moleküllerin bir kısmı da bu evrede tüketilmektedir. Son olarak ışık enerjisinin kimyasal enerjiye dönüştüğü evre de karanlık evredir.

Fotosentezin Ekolojik Açıdan Önemi

Ekolojik rolü olan bakteriler, algler ve bitkiler, fotosentez sürecine doğrudan katılmaktadır. Söz konusu organizmaların tamamı glikoz sentezlemek adına ışığı kullanır. Bu işlem sonucunda karbon ve kimyasal enerjinin ekosisteme dahil olması sağlanır. Ek olarak bitkiler ışığı kullanarak kendi besinlerini üretmektedir. Bu nedenle ototrof olarak isimlendirilmişlerdir. Bitkiler dışında karbondioksiti organik bileşenlere dönüştürme özelliği olmayan organizmalar ve insanlar heterotrof kategorisinde yer alır. Heterotroflar organizmaları tüketerek karbon alımı gerçekleştirir. Mantarlar ve hayvanlar bu kategoride yer alır.

Enerji ve sabit karbonun ekosisteme girmesini sağlayan fotosentez olayı aynı zamanda Dünya atmosferini de etkilemektedir. Fotosentez yapan organizmaların neredeyse tamamı oksijen üretmektedir. Dünya üzerindeki yaşamın tamamen değiştiği savunulan 3 milyon yıl önce, bakterilerin de fotosentez yaptığı düşünülmektedir. Bu bakteriler sürekli fotosentez yaparak oksijen salgılamış ve atmosferde bulunan oksijeni ciddi anlamda artırmıştır. Yaşanan bu süreç solunum yapmak için oksijenden faydalanan organizmaların evrim sürecini etkilemiştir.

Fotosentez yapabilen organizmalar, atmosferdeki karbondioksiti ciddi anlamda temizler. Aynı zamanda karbon atomlarını da organik moleküller üretmek amacıyla kullanırlar. Dünya üzerinde bol olarak bulunan bitkiler ve alglerin olmaması durumunda atmosferde karbondioksit birikerek canlıların yaşamı tehlike altına girmiş olacaktır. Ek olarak fotosentez yapan organizmalar, insanların çevreye karşı duyarsız olması nedeniyle ortaya çıkardıkları karbondioksitin bir kısmını temizlemektedir. Fakat bu durum sürekli artan atmosferdeki sıcaklığı etkilemektedir. İklim değişiklikleri de tamamen bu duruma göre gerçekleşmektedir. O halde fotosentez sayesinde hem Dünya hem de atmosfer yapısı korunmakta ve canlıların yaşamının sağlıklı bir şekilde devam etmesi sağlanmaktadır.

Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:  Avrupa’daki Eğitim Politikalarının İslamofobiye Etkisi

Fotosentez Yapan Canlılar

Fotosentez yapan canlılar ağaçlar başta olmak üzere çiçekler ve bitki yaprakları olarak sıralanmaktadır. Ayrıca;

  • Oldukça küçük yapıda olan canlılar
  • Organik bileşikler
  • Söğüt ağaçları
  • Toprak üzerinde yaşamaya devam eden canlılar
  • Klorofil taşıyan canlılar şeklindedir.

Bitkilerin üzerinde bulunan yeşil yaprakların çektiği ışık enerjisi ve karbondioksit, suyun oksijen ve karbonhidratlara çevrilmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca fotosentezin hızını ölçmek amacıyla kullanılan karbon miktarı da bitkiler üzerinde etkilidir. Karbondioksit miktarının artması, bitkilerdeki fotosentez olayının artmasını sağlar.

Bakteriler: Prokaryot yapıda olan bakterilerin kloroplastları bulunmamaktadır. Bu bakterilerde klorofil sitoplazma üzerinde fotosentez gerçekleşir. Yeşil ve mor bakterilerin üzerinde oksijenin zehir etkisi bulunmaktadır. Bu sebepten ötürü bakteriler fotosentez yaparken su kullanmaz.

Algler: Dünya üzerinde bitkilerin yanı sıra algler ve fotosentetik bakteriler de fotosentez yapabilmektedir. Sadece mikroskobik ortamda incelenebilen algler fotosentez sonucunda yaklaşık %67 oranında besin sağlamaktadır.

Protista: Protista adı verilen canlılar tek hücrelidir. Zarlı ve zarsız olarak iki farklı gruba ayrılır. Tek hücreli olmalarına rağmen yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmektedir.
Bu canlıların fotosentez hızına etki eden bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlar;

  • CO2 miktarı
  • Işık hızı
  • Işık enerjisi
  • Mineraller
  • Sıcaklık
  • Işığın dalga boyu
  • Klorofil içerme hızı
  • Güneş enerjisi
  • Kloroplast sayısı
  • Enzim miktarı
  • Yaprak genişliği
  • Dış çevreden gelen ışık hızı
  • Ortamdaki pH değeri
  • Oksijen ve karbondioksit şeklindedir.

Sıcaklık: Fotosentez olayında yüksek ışık, sıcaklığı da artırmaktadır. Bu nedenle fotosentezin hızı yükselir.

Karbondioksit: Fotosentez işleminde kullanılan enzimler, karbondioksiti devreye alır. Ayrıca enzimlerin hızı sabit olduğu için karbondioksitin artması, fotosentez hızını da artırmaktadır. Fakat belirli bir süreden sonra bu hız sabit kalmaktadır.

Ortamdaki pH: Bitkilerin gelişim sürecinde oldukça önemli bir yere sahip olan pH, enzimlerdeki değişimlere göre fotosentez hızını etkilemektedir.

Su: Suyun artması, fotosentezin hızını artırsa da belirli bir süreden sonra etkisini kaybetmektedir.

Işığın Dalga Boyu: Bitkiler fotosentez sürecinde ışığın dalga boylarını emmektedir. Bu işlemi yaparken bazı dalga boylarını da yansıtmaya başlar. En çok kırmızı ve mor ışığın emildiği fotosentez işleminde en az yeşil ışıkta emilim görülmektedir.

Fotosentez Yapan Bitkiler

Işık enerjisinden yardım alarak su ve karbondioksiti birleştiren bitkiler daha sonra organik besin yaparak fotosentez sürecini tamamlamaktadır. Halk arasında karbon özümleme olarak da adlandırılan bu işlem, bitkilerin yeşil kısımlarında yapılır. Bu süreç yeşil yapraklı bitkilerin tamamında aynıdır. Öte yandan fotosentezin hızını ölçmek amacıyla kullanılan yöntem, oksijen miktarını ölçmektir. Yani karbondioksit miktarının artması, fotosentezin artmasını sağlar. Yeşil yapraklı bitkilerin tamamı fotosentez yaptığı için bu bitkiler arasında aşağıdaki örnekler sıralanabilir;

  • Mısır bitkisi
  • Menekşe
  • Maydanoz
  • Kauçuk
  • İnci çiçeği
  • Duvar sarmaşığı
  • Salon çamı
  • Sulukent
  • Aloe Vera
  • Kaktüs
  • Gala çiçeği
  • Cabomba bitkisi
  • Ricca bitkisi

Fotosentez Yapmayan Bitkiler

Besin ihtiyaçlarını fotosentez yaparak karşılayan bitkiler, klorofil sayesinde ışık enerjisinden yararlanır. Bu sayede enerji depolar ve organik bileşik üretir. Kendi besinlerini kendileri üreten bitkilerin dışında fotosentez yapmayan bitkiler de bulunmaktadır. Bu bitkilere parazit bitki adı da verilmektedir. Parazit bitkiler birtakım eksikliklerden dolayı fotosentez yapamaz. Fotosentez sistemindeki bozuklukların yanı sıra klorofil eksikliğinden dolayı fotosentez yapamayan bitkiler, besin ihtiyaçlarını karşılamak için farklı yollara başvurmaktadır.

Fotosentez yapamayan bitkiler genelde farklı bir bitki üzerinde yaşamaktadır. Üzerinde yaşadıkları bitkilerin kök kısmında yer alan haustorial isimli özel yapıdan karbondioksit ihtiyacını karşılayan parazit bitkiler aynı şekilde besin ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bazı durumlarda ise bu tür bitkiler mantarlar aracılığı ile beslenir. Fotosentez yapabilen bitkinin meydana getirdiği mantara yerleşen bitkiler ancak bu sayede besin ihtiyaçlarını karşılar.

Oksijenli Solunum Yapan Canlılar

Canlıların yaşamını sürdürebilmesi için enerjiye ihtiyaçları vardır. Bununla beraber canlıların ortak özellikleri büyüme, üreme, beslenme, hareket, boşaltım, uyum, çevresel durumlara tepki verme ve hücre yapısı şeklinde sıralanabilir. Canlılar enerji üretimi için besinleri kullanır. Bu işleme solunum ya da hücre solunumu adı verilir. Canlıların depoladıkları besinler daha sonra oksijenle birleşerek ATP’yi oluşturu. Oksijenli solunum da bu süreçte devreye girer. Oksijenli solunum yapan canlılar sırasıyla insanlar, hayvanlar, bitkiler, bakteriler ve mantarlar olarak sıralanır.

Oksijenli solunum işlemi sadece akciğerlerde yapılmaz. Söz konusu canlılar deri organlarıyla veya solungaç organlarıyla da oksijenli solunum gerçekleştirebilir. Yılanlar, balıklar, kuşlar, eklem bacaklılar ve memeli canlılar da oksijenli solunum yapan diğer canlılardır. Bu canlıların ortak özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir;

  • Canlı hücreler kendi APT’sini üretmek durumundadır. Üretilen ATP’ler aynı şekilde hücreler tarafından harcanmaktadır.
  • Tek hücreli canlılarda solunum işlemi difüzyon yöntemiyle sağlanmaktadır.
  • Deri solunumu yapan canlıların bazılarında kan ve dolaşım sistemi yoktur. Yassı yuvarlak solucanlar bu kategoride örnek olarak gösterilebilir.
  • Çok hücreli organizmaların neredeyse tamamında oksijen solunumu, vücut yüzeylerinden alınarak yapılır.
  • Oksijenli solunum yapan canlıların organları, oksijen alışverişini sağlayabilecek ince bir yapıdadır.
  • Araknitler, kabuklu canlılar ve böcekler, trake solunumu yapmaktadır. Yani solunum pigmentleri yoktur ve kanatlarını kullanarak bu işlemi gerçekleştirirler.
  • Bu canlıların solunum organları nemli olmakla beraber yüzeylerinde genişleme özelliği bulunmaktadır.

Fotosentez ve Solunum Arasındaki Farklar Nelerdir?

Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar. İhtiyaç duyulan bu enerji, besinlerin hücre içinde yer alan mitokondrilerdeki oksijenin parçalanmasıyla elde edilmektedir. Yaşanan bu olaya solunum adı verilir. Ayrıca fotosentez ve solunum arasında bazı farklılıklar söz konusudur. Bunlar;

  • Solunum gece ve gündüz devam etmektedir. Fotosentez ise sadece gündüz yapılabilir. Çünkü fotosentezde ışık enerjisine ihtiyaç vardır.
  • Solunum tüm canlı hücrelerinde yapılabilirken, fotosentez sadece klorofili bulunan hücrelerde yapılmaktadır.
  • Fotosentezde bitkilerin girdisi su ve karbondioksittir. Solunumda ise oksijen, madde ve besindir.
  • Solunum tüm hücrelerde olabilirken, fotosentez olan yeşil renkli bitki hücrelerinde gerçekleşir.
  • Solunum işleminde bitkilerdeki ağırlık azalır. Ancak fotosentezde madde artışı yaşanır. Yani oksijen ve besin üretildiği için fotosentez yapan bitkilerin ağırlığı artmaktadır.
  • Solunumda vücutta depolanmış olan enerji, serbest hale bırakılır. Fotosentezde ise ışık enerjisi, kimyasal enerji olarak depolanmaktadır.
  • Solunumda organik gıdalar yakılarak parçalanırken, fotosentez işlemi sonucunda organik gıda üretimi söz konusudur.
  • Solunumun gerçekleşmesi için havadan oksijen alınmaktadır. Vücuttan ise besin alınır. Ancak fotosentezde bitkiler topraktan su alır.

Fotosentez Denklemi

Bitkiler güneşten aldığı ışığı, havadan aldıkları karbondioksit ve topraktan aldıkları su ile birleştirerek besin ve oksijen üretimi gerçekleştirir. Ortaya çıkan enerji sayesinde bitkiler gelişimini sürdürmekle beraber yeni bir döngü ortaya çıkarır. Yeni yaprakların oluşması, çiçeklerin açması, meyve ve tohum üretimi bu döngünün sonuçları arasındadır.

Fotosentez işlemi bir denklem ile tanımlanmıştır. Işık, su ve karbondioksitin toplanması ile ortaya çıkan sonuç, fotosentez denklemini oluşturur. Yani fotosentez denklemi; Karbondioksit + su + ışık = oksijen + kimyasal enerji şeklindedir. Kimyasal bir denklem olarak; Işık + 6H20 + 6CO2 = 6O2 (glikoz) + C6H12O6 şeklinde hazırlanmıştır.

Fotosentez olayı için organik evrim formülleri de geliştirilmiştir. Teorisyenlerin bu konuda yaptıkları çalışmalara göre atmosferde bulunan H2, CO2, H2O, CH4 ve NH3 gibi moleküller şimşek, yıldırım ya da ultraviyole ışınların etkisiyle birlikte basit moleküllere dönüşmektedir. Bilim adamlarının konuyla ilgili ortaya attığı bu tez, 19. yüzyıl ortalarına kadar fotosentezle ilgili pek çok bilginin gün ışığına çıkarılmasını sağlamıştır. Bu çalışmaya göre atmosferde oksijenin olmadığı dönemde kullanılan formül: NH3 + CO2 + H2O + CH4 + H2 ile Yıldırım + Oksijensiz Atmosfer + Şimşek = Basit Organik Moleküller, şeklindedir. Bu formül ile bulunabilen organik moleküller daha sonra yağmur suları ile karaya taşınarak ısının etkisiyle karmaşık moleküller haline dönüşmektedir.

Bir önceki yazımız olan Kozmopolit Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Yorum Yap

Yazar Hakkında

İnternetteki bilgi kirliliğine ve spam yazılara tepki olarak "Türkiye'nin net bilgi kaynağı" O Nedir Net'i kurdu. Bilgiyi paylaşmak ve insanlara faydalı olmak dışında hiçbir gayesi yoktur.

Yorum Yap