İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Işınlanma Nedir?

Işınlanma Nedir?

Işınlanma Nedir?

Işınlanma Nedir: Herhangi bir maddenin bulunduğu yerden farklı bir yere aynı özellikleriyle yapılan moleküler taşınması işlemine ışınlanma adı verilmektedir. Bu süreç ayrıca Teleportasyon olarak da anılmaktadır. Latince ’de ‘Tele’ uzak anlamına, ‘Portare’ ise taşımak anlamına gelir.

Tarihteki Işınlanma Deneyleri

Işınlanmanın tarihte pek çok deneye konu olduğu görülmektedir. Işınlanma ile ilgili ilk deney, 28 Ekim 1943 yılında ABD’nin Philadelphia şehrinde gerçekleştirilmiştir. Bölgedeki askeri donanma tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen bu deney, resmi makamlarca kabul edilmemiştir. Deney sonucunda, 1240 ton ağırlığındaki bir geminin sadece birkaç dakika içerisinde 600 km mesafe kat edip tekrar geri geldiği belirtilmiştir.

Tamamen görünmezlik üzerine kurulu olan bu projede, çok güçlü bir elektromanyetik alan oluşturularak, gemiye ulaşan ışıkların kırılmasının ardından görünmezliğini sağlamak amacı bulunuyordu.

Deneyin yapıldığını gören denizci Miguel Allende, o dönemde UFO’ları araştırmakla görevli olan K. Jessup’a bir mektup göndermiş ve gördüklerini aktarmıştı. Ancak tüm çabalara rağmen resmi makamlar tarafından bu iddia kabul görmemiştir. Bu deney ayrıca 1984 yılında ‘Gökkuşağı Projesi’ adlı sinema filmine de konu olmuştur.

Einstein’ın Birleşik Alan Teorisi

Fizikçi James Maxwell, 19. yüzyılda elektromanyetizma hakkında ilk alan teorisini üretmiştir. 1900’lü yılların henüz başında ise Albert Einstein, gravitasyonun alan kuramı hakkındaki genel teorisini önermiştir. 1920’lere gelindiğinde ise Einstein ‘Birleşik Alan Teorisi’ üzerindeki çalışmalarını sürdürmüş ancak bu çalışmalar kısa vadede sona ermiştir.

Ünlü bilim adamı Einstein bu çalışmalarının ardından Jacob Grommer ile iş birliği yapmış ve araştırmalarına devam etmiştir. Bu teoriyle ilgili ilk köşe yazısı ise Einstein tarafından 1922’de yayınlanmış ve çalışmalarında Nikola Tesla ile birlikte de araştırma yaptığı belirtilmiştir.

Bu teorideki asıl amaç, elektromanyetik alan oluşturmak ve cisimler üzerindeki görünmezliği sağlamaktır.

Kuantum Işınlanma

Bilimde son nokta olarak adlandırılan kuantum ışınlanma, kuantum seviyesindeki gaz atomlarının bir noktadan farklı bir noktaya ışınlanmasıdır. 2006 yılında araştırmacıların gaz ve ışık atomları arasındaki ışınlanmayı gerçekleştirmesiyle beraber farklı terimler de ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri Kuantum dolanıklığıdır.

Kuantum dolanıklığı, iki ya da daha çok kuantum parçacığının, fiziksel anlamdaki özelliklerinin bağlantılı olması durumudur. Yani ışığın yapıtaşı olan fotonların, bu maddelerle nasıl beraber olabildiğini ve birbirine nasıl bağlanabildiğini aktarmaktadır.

Kuantum ışınlanma sürecinde foton çiftleri kullanılmıştır. Bu çiftler aynı özelliğe sahip olan iki fotondan oluşmaktadır. Konuyla ilgili verilen en güzel örnek, bir fotonun Ay’a gönderilmesi ve Dünya’daki fotonun uyarılması sonucunda, fotonların tetiklenebilmesidir. Bu foton çiftleriyle beraber, maddenin atomlarının şifrelenmesi sonucunda merkezde bulunan fotonlara kodlanarak gönderilmektedir. Kodların merkezde işlenerek diğer merkezdeki atomlarla birleştirilmesinin ardından da aynı madde elde edilmektedir. Bu durumda elektronik anlamda maddenin kopyalanması sağlanmaktadır. Işınlanma süreci sona erdiğinde, kullanılan orijinal madde yok edilmektedir. Pratikteki ışınlanma bu şekilde gerçekleştirilmiştir.

Kuantum Işınlanma Deneyleri

2010 yılında Çinli fizikçiler 16 km’lik bir uzaklığı kapsayan kuantum ışınlanma deneyi gerçekleştirmiştir. Ayrıca bu uzaklığı daha sonra 97 km’ye çıkarmışlardır.

Avrupalı fizikçiler, Kanarya Adaları’ndan Afrika’nın kuzeyinde yer alan Atlantik kıyısındaki Tenerife ve La Palma arasında bir kuantum bitini ışınlamayı başarmıştır. Deneydeki uzaklık 143 km olarak ölçülmüştür. Bu uzaklık aslında çok önemlidir. Çünkü aynı zamanda alçak yörünge uydularının dünyaya olan uzaklığına eşittir.

Kuantum ışınlanmanın insanlığa sunacağı en büyük fayda, internet ağında sağlanacak ekstra güvenlik yöntemleri olabilir. Ayrıca kredi kartlarıyla yapılan ödemelerde de sanal ortamdaki tedbirler artacaktır. Bunlarla beraber kuantum ağının bazı dezavantajları vardır. Başlangıçta çok yavaş olduğu belirlenen bu ağın ilerleyen süreçlerde hız olarak ciddi bir ivme kazanılacağı düşünülmektedir.

Yorum Yap