İlginizi Çekebilir
Arkelog
  1. Ana Sayfa
  2. Yaşam
  3. Lahit Nedir?

Lahit Nedir?

Lahit Nedir

Lahit Nedir: Antik Çağ’da kralın ya da zengin ailelerin, ölülerini gömdükleri sandık biçimindeki mezarlara lahit denir. Lahitler o dönemlerde taş veya mermer türlerinden yapılmıştır. Bu mezarlara kıymetli eşyalar ve paralar konulur ve ölen kişilerin sevdiği tüm eşyalar bırakılırdı. Lahit mezarların yapımında kil, kurşun, tunç, mermer, ağaç ve taş gibi malzemeler kullanılmıştır.

Lahit Kelime Anlamı

  1. Duvarları taş ya da tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar.
  2. Taş ya da mermerden oyma mezar.

Örnek Cümle: “Firavun’un açık lahitlerindeki boğuk yankıları dinledim.” – Y. K. Karaosmanoğlu (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Lahit Mezarların Tarihçesi

Mısır döneminde sıkça karşılaşılan lahitlerin içine mumyalar konulmuştur. Bu mumyaların üzerine ise ölünün kabartma heykelleri bırakılmaktadır. Antik Yunan çağında ise bu mezarlar daha çok tapınak şeklinde inşa edilmiştir. Üzerine ise dönemin el işçiliği ile yapılan kabartma ve süslemeler bırakılmıştır.

Mısır ve Antik Yunan dönemlerinde ölen kişi lahitte bırakılır ve paraları, kıymetli eşyaları ile gömülürdü. O dönemde yaşayan insanların düşüncelerine göre öldükten sonra yeniden bir hayat başlayacağı için bu adetin sürdürülmesi önemlidir. Bu mezarların içerisine bırakılan değerli eşyalar nedeniyle mezar soyguncuları tarihin her döneminde rol oynamış ve bu durum arkeologların kazılarında olumsuz sonuçlarla karşılaşmalarına neden olmuştur.

Lahit Mezarların Özellikleri

İlk kullanıldıkları dönemde oda şeklinde olan lahitler daha sonraları küçük bir ev halini almıştır. Ölümden sonra yaşamın devam ettiğine inanan toplumlar bu nedenle küçük ev hayatlarına devam edileceğine inandıkları için kıymetli eşyalar ile gündelik eşyaları bir arada mezarlara gömmüştür. Ayrıca bu inancın gelişmesiyle beraber lahitlerde de şekil değişikliğine gidilmiştir. Elbette her inanca ve kültüre göre farklı lahitler bulunmaktadır.

Genelde minyatür bir evi andıran lahitler bazen kubbe biçimindeki kapaklarıyla dikkat çekmektedir. Ayrıca lahitlerin çoğunda yatak ve yemek masasını andıran yapılar söz konusudur. Bununla beraber süsleme konusunda da oldukça başarılı olan eski Mısır ve Yunan toplulukları, lahitlere kendi inanışlarını simgeleyen hayvan figürleri işlemiştir.

Lahit Çeşitleri

Lahit çeşitleri 4 farklı tipte incelenmektedir. Antik Çağ kültürüne ve inanışına göre değişen bu mezarlar, Kline lahitleri, Likya lahitleri, Klazomenai lahitleri ve Girlandlı lahitler olarak sınıflandırılmaktadır.

1. Kline Lahitleri ve Özellikleri

Tamamen bir evi andıran bu lahit türünde ölünün yatağını andıran bir yapı söz konusudur. Ayrıca ölünün yemek masası da bu lahit türünde yerini almıştır. Arkeologların sıkça araştırdığı bu lahit türüne daha çok Paphlagonia ve Frigya’da rastlanılmaktadır. Zengin bir şekilde boyanmış olan Kline lahitleri ise Lydia’da bulunmuştur.

Bu lahitlerin İmparator Adrianus devrinden kaldığı düşünülmektedir. Anıtsal lahit türüne de örnek olan Kline lahitlerinde oldukça güzel kabartmalar kullanılmıştır. Ayrıca eşleri tasvir eden figürlere de yer verilmiştir. Kline lahidine verilecek en güzel örnek, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Sidamara Lahiti’dir.

2. Lykia Lahitleri ve Özellikleri

Likya lahitlerinin çoğu küçük evler şeklinde yapılmıştır. Ayrıca bu lahitlerin kapağı çatı şeklindedir ve üzerinde de küçük pencereler yer almaktadır. Hareon tipi olarak da bilinen Likya lahitlerinin en önemli örneği yine İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan ve Helenistik Çağ’dan kalma ‘ağlayan kadınlar lahididir.

Likya’da krallar için de lahitler yapılmıştır. Yine kubbe biçiminde olan kapakları ve ev cephelerini andıran kapı ve pencere boşlukları bu lahitlerde dikkat çekmektedir. Lykia lahitlerinin tarihçesi milattan önce 6. yüzyıla kadar gitmektedir. Sayda’dan İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne getirilen lahitler, bu mezarlara verilecek en güzel örneklerdendir.

3. Klazomenai Lahitleri ve Özellikleri

Bu lahitler oldukça zengin işlemleri ve anıtsal yapıları ile dikkat çekmektedir. 19.yüzyıldan sonra araştırılan bu lahitlerin köşe iç kısımlarında çıkıntı olmamakla beraber genelde dikdörtgen şeklinde yapılmıştır. Ayrıca her kenarı birbirine eşittir. Klazomenai lahitlerinin köşe içlerinden çıkıntı desteği verilerek ayakta durması sağlanmıştır. Ayrıca işleme yönünden zengin olduğu için kanonik lahdi olarak da adlandırılır.

Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:  Politikacıların İslamofobiye Etkisi

Klazomenai lahitlerinde mitolojik, savaş ve silah figürlerine yer verilmiştir. Daha sçok siyah figürlerin işlendiği bu mezarlarda, o dönemde kullanılan malzemelerden kaynaklı olarak beyaz boyalara da rastlanılmaktadır. Bazen kırmızı boyalı mezarlar da ortaya çıkarılmıştır.

Lahitlerin ayak ucu kısmında seramikten yapılan hayvan figürleri yer alır. Yine siyah figürlerle donatılan bu hayvan resimlerinde kırmızı figür tekniklerinin kullanıldığı düşülmektedir.
Günümüzde Akropolis ve Yıldıztepe’nin güney bölgesinde gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkan Klazomenai lahitlerinde seramikten yapılan ve yaban keçisine benzeyen figürler görülmüştür. Ayrıca figürlü lahitlerin aynı ressam tarafından mezarlara işlendiği düşünülmektedir.

4. Girlandlı Lahitler ve Özellikleri

Girland lahitleri daha çok uçlarından asılabilen ve tenea olarak isimlendirilen şeritlerle süslenmiş bir mezar türüdür. Ayrıca bu mezarlarda meyve, çiçek ve yaprak figürleri ön plandadır. Milattan önce 1. yüzyıldan sonra Anadolu’da yaşayan medeniyetlere kadar uzanan Girlandlı lahitlere ayrıca Pamphilia mezarları da denilmektedir. Özgün bir şekilde üretilen bu lahitlerin en önemli örneklerinde, mezarın köşe kısımlarında yer alan öküz kafalı figürler bulunmaktadır.

Girlandlı lahitlerde aşk temalı işlemlerin de önemi büyüktür. Özellikle de kadın yüzlü figürlerle beraber aşk tanrısı olarak kabul edilen erosların farklı temaları yer almaktadır. Ek olarak dişi hayali yaratıklar ve aslan ayak ve kuyruğuna sahip olan kadın yüzlü figürler de dikkat çekmektedir.

Şerit süslemeli yapıda olan Girland lahitleri, yılanla örülü ve yabandomuzu dişleri olan bir yaratığın efsanesine de konu olmuştur. Bu yaratığa medusa adı verilir. Medusa, elleri tunçtan olan ve kanatlı bir yaratıktır. Bu yaratıkta dikkat çeken en önemli özellik ise maskelerdir. Kullanılan maskeler, Antik Roma döneminde yaşayan tiyatrocuların taktiği maskeler olarak bilinir. Maskelerin mezarı korumak için dekor görüntüsü verdiği de anlaşılmaktadır. Mezarın çatıya benzetilen kapaklarında kiremitler kullanılmıştır.

Türkiye’deki Lahitler

Türkiye’deki lahitler 1869 yılında kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Burada Tabnit Lahdi, Likya Lahdi, Satrap Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, İskender Lahdi, Hippolite ve Phaedra Lahdi ve Sidamara Lahdi bulunmaktadır.

1. Sidamara Lahdi

Benzerleri arasında en görkemli mezarlardan olan Sidamara Lahdi, milattan sonra 3. yüzyıla aittir. Roma dönemine ait olan bu mezarda kraliyet ailesine ait olduğu düşünülen kralın kızı ve Tanrıça Artemis yer almaktadır. Konya ile Karaman yolu üzerindeki Ambar köyünde 1900’de bulunan bu eser 27 ton ağırlığındadır.

2. Hippolite ve Phaedra Lahdi

Atina Kralı Theseus’un eşi olan Phaedra’nın üvey oğluna aşık oluşunu tasvir eden bu mezar 2.yüzyıl Roma döneminde aittir. Trablus’ta bulunmuştur.

3. İskender Lahdi

Yunan sanatının en güzel örneklerinden biri olan İskender lahdi, milattan önce 325 ile 311 yıllarına aittir. Bu lahitte Yunan ve Persler arasındaki savaşlar tasvir edilmiştir. Ağırlığı ise 25 tondur. Bu lahit üzerinde 1980’li yıllarda Alman araştırmacılar floreans ışınlarını kullanarak fiziksel birtakım çalışmalar gerçekleştirmiştir.

4. Ağlayan Kadınlar Lahdi

Bu lahit milattan önce 4.yüzyıl ortalarına aittir. Yunan yontu sanatıyla hazırlanmıştır. Ayrıca 18 üzgün kadın figürü işlenmiştir. Bu kadınlar Sidon Kralı Straton’un haremindeki kadınları simgelemektedir.

5. Satrap Lahdi

Milattan önce 5.yüzyıla ait olan bu mezarda av ve yolculuk sahneleri bulunmaktadır. Kabartma şeklindeki işlemler dikkat çekmiştir. Ayrıca hizmetkarların yolculuk öncesinde hükümdarın atını hazırlamak için beklediği emirleri konu almıştır.

6. Likya Lahdi

Milattan önce 460 yılına ait olan Likya lahdi üzerinde Anadolu Likya mezar geleneği dikkat çekmektedir. Lahdin uzun kısmında aslan avı tasvir edilmiştir. Bir diğer yüzünde ise yaban domuzu avı sahnesi bulunmaktadır.

7. Tabnit Lahdi

Kral Tabnit’e ait olan mumyanın yer aldığı Tabnit Lahdinin baş kısmı çok iri bir şekilde yapılmıştır. Fenike alfabesiyle lahit üzerinde yazılan yazılardan anlaşılacağı üzere mezarın ikinci sahibi Sidon kralıdır. Mezarın üzerinde ise lahidi açan kişinin ne bu dünyada ne de diğer dünyada huzur bulabileceği yazılıdır.

Bir önceki yazımız olan Ortodoks Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Yorum Yap

Yazar Hakkında

İnternetteki bilgi kirliliğine ve spam yazılara tepki olarak "Türkiye'nin net bilgi kaynağı" O Nedir Net'i kurdu. Bilgiyi paylaşmak ve insanlara faydalı olmak dışında hiçbir gayesi yoktur.

Yorum Yap