İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sosyal
  3. Roman Nedir?

Roman Nedir?

Roman Nedir?

Roman Nedir: Daha çok insanların iç dünyalarını ve serüvenlerini, toplumsal olay veya olguları aktarmayı amaçlayan düz yazı türüne roman adı verilmektedir.

Roman Kelime Anlamı

Çevrenin ya da insanın karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatmaya yarayan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî tür.

Örnek Cümle: “Bu, ihtiyar kitapçıdan evde bayıla bayıla okuduğu küçük hissî romanlardan biriydi.” – O. C. Kaygılı (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Roman Özellikleri

Uzun bir anlatıma dayalı olan roman, olayları zaman, şahıs ve yer bütünlüğü kapsamında anlatmaktadır. Okuyucuyu kendine bağlayabilecek nitelikteki merak unsurları da içermektedir. Sosyal hayatta ailelerin ya da kişilerin başından geçen veya geçme ihtimali bulunan olayları da yine yer ve zaman kavramına bağlı olarak aktarmaktadır. Bununla beraber birbiriyle bağlantılı olan olayları da temel bir düşünce çerçevesinde birleştirir ve okuyucuya yansıtır.

Hem düş gücü hem de gerçekliğin bir ürünü olan romanda, yazarın anlattığı olaylar baştan oluşturulur. Bu yüzden gerçek hayatla tam olarak örtüşmemektedir. Kısaca roman, hayatın yeniden üretimi olarak da adlandırılabilir. Romancının hayal gücünün yanı sıra görgüsü, bilgisi ya da sanatçı kişiliği ile ilgili yaşam ortamı söz konusudur. Ayrıca romanın geçtiği çevrede siyasete, ahlaka ve felsefeye de yer verilmektedir. Roman yazarının asıl amacı okuyucuyu etkilemektir.

Roman Öğeleri

Romanlar altı temel öğeden oluşur; kahramanlar, olay, yer, zaman, anlatım ve fikir.

1.Kişi (Şahıs, Kahramanlar)

Romanların neredeyse tamamında geniş bir şahıs kadrosu vardır. Ayrıca başkarakter ile yardımcı karakterler de yer almaktadır. Kişiler ayrıntılı olarak romanda tanıtılır ve genelde kahramanın yaşamından bahsedilir. Romandaki şahıslar karakter ve tip olarak farklı iki alt başlık altında incelenmektedir.

  • Karakter: Roman içinde hem olumlu hem de olumsuz yönleriyle tanıtılan ve belirli bir özelliği olmayan kişilerdir. Yani bu karakterler kendine özgüdür.
  • Tip: Belirlenmiş olan bir insan eğilimini temsil eder. Bu yüzden evrenseldir ve bireysel olmanın yanı sıra farklı şahıslarda yer alan özellikleri de taşımaktadır.

2.Olay

Romanlar genelde bir olay çevresinde gelişen durumlarla oluşmaktadır. Bu olaylar gerçek hayattan alınacağı gibi masallardan, okunan kitaplardan veya tarihsel süreçlerden alınabilir. Olaylar roman içinde daima ayrıntılı bir şekilde işlenmektedir.

3.Yer (Çevre)

Romandaki şahısların yaşadığı ve olayların anlatıldığı bölgeye çevre denir. Roman kişileri de kendileri için oluşturulan bir çevrede yaşar ve bu çevre okuyuculara betimleme kullanılarak anlatılmaktadır.

4.Zaman

Zaman kavramı, romanlarda sürekli belirgin haldedir. Yani olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanmaktadır. Olaylarda daha çok ‘-di’li’ geçmiş zaman kullanılır.

5.Dil ve Anlatım

Romanlar kendine özgü görüş ve anlatış biçimine göre oluşturulur. Sadece anlatmaya bağlı olan romanlarda olaylar 1. veya 3. kişi ağzından anlatılmaktadır. 1. kişili anlatımlarda ben ve biz özneleri, 3. kişi anlatımlarda ise o ve onlar öznesi kullanılır. Yüklemler de bu öznelere göre çekimlenmektedir.

6.Fikir

Birçok roman fikirsel olarak okuyucuları etkiler. Romanlardaki durum ve olayların nedenleri araştırılır ve daha sonra şahısların psikolojik anlamdaki tahlilleri gerçekleştirilir. Ayrıca olayların sonuçları üzerinde durulduğu zaman romanın ana fikri belirlenebilmektedir.

Romanda Anlatıcı Bakış Açıları

Romandaki anlatıcı bakış açıları; kahraman bakış açısı, gözlemci bakış açısı ve hâkim bakış açısı olarak üçe ayrılmaktadır.

1.Kahraman Bakış Açısı

Kahraman bakış açısında anlatıcı, roman kahramanlarından birini canlandırır. Yani olayları kahramanın bakış açısı üzerinden anlatmaktadır. Anlatıcının bildiği şeyler, kahramanın duyduğu, bildiği ve gördüğü durumlarla sınırlı kalır.

2.Gözlemci Bakış Açısı

Anlatıcı, olayların içerisinde yer almamakla beraber olayları tarafsız olarak anlatır. Haliyle gözlemci konumunda yer alır. Yazarın bildiği şeyler, kahramanın bildiklerinden azdır. Gözlemci bakış açısıyla yazılan romanlarda hayallere, duygulara ve gizli bilgilere yer verilmez.

3.Hâkim Bakış Açısı

İlahi ve tanrısal olarak da tabir edilen hâkim bakış açısında, anlatıcı olayların içinde yer almamakla beraber olaylara müdahale etmez. Her şeyi bilen konumda olan anlatıcı, kahramanların her düşündüğünü bilmektedir.

Roman Türleri Nelerdir?

Roman türleri bağlı oldukları konulara ve edebî akımlara göre sınıflandırılmaktadır. Bu anlamda sosyal roman, tarihi roman, macera romanı ve çözümleme romanı gibi farklı kategorilere ayrılmaktadır.

Akımlarına Göre Romanlar

Edebî akımlara göre ayrılan romanlar; realist, romantik, naturalist, izlenimci, toplumcu, estetik ve yeni roman olarak sınıflandırılmaktadır.

Konularına Göre Romanlar

Bu roman türünde seçenek oldukça fazladır. Aşk romanı, didaktik roman, lirik roman, egzotik roman, duygusal roman, macera romanı, sosyal roman ve belgesel romanı olarak adlandırılmaktadır.

Tarihi Romanlar

Romanda yer alan konuların tarihte yaşamış olan kahramanlardan alındığı roman türüdür. Geçmişte yaşanmış olan olayları anlatır. Ayrıca bu romanda yazar, tüm tarihi gerçekleri kendi hayal gücüyle birleştirerek okuyucuya sunmaktadır.

Macera Romanları

Daha çok gizemli ve şaşırtıcı olayları ele alan bu romanlar, günlük yaşamda gerçekleşmesi çok zor olan olayları anlatmaktadır. Macera romanlarında ‘olay’ her şey anlamına gelir. Yani okuyucunun merakı daima zirvededir.

Çözümleme Romanları

Bireylerin psikolojik ve ruhsal durumlarını ele alan roman türüdür. Bu romanlarda daha çok hatıra tarzında anlatım tercih edilmektedir.

Roman ve Hikâye Arasındaki Farklar

Anlatım olarak romana benzeyen hikâyenin bu anlamda bazı farklılıkları vardır. Roman ile hikâye arasındaki farklılıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Hikâye romana göre çok daha kısadır.
  • Hikâyenin temel öğesi olaydır. Romanda ise kişidir. Yani hikâyeler olaylar üzerine kurulur.
  • Hikâyede kahramanların tanıtımı yapılırken ayrıntı verilmez ancak romanda ciddi ayrıntılar paylaşılmaktadır. Bu anlamda öyküde yer alan kişiler sadece tek bir karakteri yansıtmaktadır.
  • Hikâyede tek bir olay vardır ancak romanda birbirine bağlı olan pek çok olay söz konusudur.
  • Hikâyede olayın geçtiği çevre sınırlıdır ve ayrıntılarıyla anlatılmaz. Romanlarda bu durum tam tersidir.
  • Hikâyeler kısa bir anlatıma sahip olduğundan dolayı daha yalındır. Romanlardaki anlatım ise daha sanatlı ve ağırdır.

Türk Edebiyatında Roman

Türk toplumunda romanın yerini Tanzimat Dönemi’ne kadar efsaneler, mesneviler ve destanlar almıştır. Fransızcadan yapılan çevirilerle Türk Edebiyatı romanla tanışmıştır. Bu anlamdaki ilk çeviri roman Yusuf Kâmil Paşa’nın ‘Telemak’ adlı eseridir.

Roman türünün ilk örnekleri Tanzimat döneminde ortaya çıkmıştır. İlk yerli roman, Şemsettin Sami’nin ‘Taaşşuk-ı Talat-ı Fitnat’ eseridir. Edebî olarak ise Namık Kemâl’in ‘İntibah’ adlı eseri ilk roman özelliği taşımaktadır. Romana teknik anlamda batılı bir nitelik kazandıran Halit Ziya ise ‘Maî ve Siyah’ ve ‘Aşk-ı Memnu’ gibi eserleriyle ön plana çıkmıştır.

Dünya Edebiyatında Roman

Roman türünün ilk örnekleri 15. yüzyılda Fransız yazar Rabelais tarafından sunulmuştur. Günümüzdeki roman tarzında yazılan ilk eser ise 16. yüzyılda Giovanni Boccacio tarafından yazılan ‘Dekameron’ romanıdır. Aynı yüzyılın sonunda yazılan Cervantes’in ‘Don Kişot’ eseri ise roman türünün ilk başarılı örneği olarak kabul edilmektedir.

Tarihsel süreçte sürekli gelişen romanın 17. yüzyılda da bazı eserlerle ön plana çıktığı görülmektedir. Klasik akım içinde Madame De La Fayette ile beraber Daniel Defoe ve Jonathan Swift, 17. yüzyılda roman türünde eserler sunmuşlardır.

Bir tür olarak romanın realizm ve romantizm akımlarından etkilenme süreci 19. yüzyılda başlamıştır. 20. yüzyıldaki teknolojik ve sosyal gelişimler ile beraber romanda da ciddi gelişimler kaydedilmiştir. Bu dönemde en çok dikkat çeken romancılar; Alman edebiyatından Erich Maria Remargue ve Thomas Man, Amerikan edebiyatından Ernest Hemingway ve John Steinbeck, Fransız edebiyatından ise Albert Camus, Jean Paul Sartre ve Andre Mourois olarak sıralanabilir.

Yorum Yap

Yorumlar (1)

  1. Roman okumak bence insana gerçekten apayrı bir kültür katıyor. Okumuyorsanız mutlaka ama mutlaka öneriyorum. İlk iş kendinize bir tür belirleyin ve o türden romanlar okuyun.