İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Devlet
  3. Sosyal Devlet Nedir? 

Sosyal Devlet Nedir? 

Sosyal Devlet

Sınırları içerisinde yaşayan halkın sosyal ve ekonomik durumlarıyla ilgilenen, vatandaşlara asgari bir yaşam düzeyi sağlamak için uğraşan ve aynı zamanda adaleti ve sosyal güvenliği temin eden devlet modeline sosyal devlet denir.

Sosyal Devlet Kelime Anlamı

Sosyal ve ekonomik alanlarda bireylere sosyal güvenlik ve adalet sağlayıcı politikalar üreten devlet modeli. (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Sosyal Devlet Anlayışının Tarihsel Gelişimi

Dünya üzerinde 19.yüzyılın oluşturduğu sanayi ortamında, gücü ve sermayesi olanın, güçsüz olandan yararlanarak kendi koşullarını iyileştirmeye çalışması, sosyal devlet anlayışını mecburi kılmıştır. Bu süreçte sömürülen kitleye kazanımlardan herhangi bir pay sunulmaması da bu anlayışın önem kazanmasını sağlamıştır. Sanayi ile beraber halkın ekonomik anlamda ciddi sınıflara ayrılması durumu, sosyal devlet anlayışının gelişimini tetiklemiştir.

İyi olmayan yaşam koşullarının sebep olduğu huzursuzluk ve geçimsizlikler, var olan sisteme başkaldırma sonucunu doğurmuştur. Bu süreçte devlet, başkaldıran kitlelere karşı koyamamış ve bir anlamda taraf olmuştur. Bununla beraber devletler, iş yaşamında eşitliği sağlamak amacıyla belirli bir ücret karşılığında hizmet veren işçinin yanında olması gerektiğini fark etmiştir.

Sosyal devletler ilkeleri gereği, toplumsal ilişkinin düzenlenmesi için yine toplumun ortak faydasını dikkate almaktadır. Adalet sağlanırken bireyler arasında herhangi bir ayrım yapılmaz. Bu nedenle her birey dünyaya geldiği an, bir devlete tabii olmak durumundadır.

Sosyal Devletin Araçları

Devletler, sosyal devlet anlayışı içerisinde hukukun üstünlüğünü korumak zorundadır. Ayrıca devletin elinde ücret ve vergi politikaları bulunmaktadır. Sosyal devlet anlayışında geliri yüksek olan bireylerden daha fazla vergi alınmakta, gelir düzeyi düşük olanların ise belirli bir ücretin altında çalıştırılmasına izin verilmemektedir. Günümüzdeki asgari ücret uygulaması bu amaç çerçevesinde geliştirilmiş ve kullanılmaya devam edilmektedir.

Sosyal devlet anlayışına hâkim olan yönetimler, işçiden yana tavır takınmalıdır ancak işvereni cezalandıracak bir tutum içine girmemelidir. Böyle bir sürecin yaşanması, ekonomik anlamda riskli sonuçları meydana getirecektir. İşveren iş yapamadığı zaman işçi çalıştıramaz, üretim yapamaz ve bu yüzden devlete faydalı olamaz. Bu nedenden ötürü işçi ve işveren ilişkileri hukuk sayesinde güvence altına alınmıştır.

Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, ülke vatandaşından harcamalarıyla orantılı olarak alınan vergilerle sosyal faaliyetler yürütülmektedir. Belirli bir gelir seviyesinin altında bulunan bireyler için bu vergilerle çeşitli sosyal politikalar uygulanmaktadır. Bu durum kültürel ve sosyal faaliyetler için geçerlidir. Yani devletin sahip olduğu tüm araçlar, sosyal devlet anlayışı ilkesinin başarılı bir şekilde uygulanması amacına hizmet etmektedir.

Sosyal Devletin Özellikleri

Sosyal devletin özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Sağlık ve eğitim hizmetlerinde iktisadi olarak devlet yardımı yapılır.
  • Mağdur durumda veya ihtiyacı olan vatandaşlara yardım edilmesi sağlanır.
  • Toplumun her kesiminden insanlara adil ve eşit şartlar altında yaşama hakkı tanınır.
  • Devlet her zaman vatandaşını korumaktadır. Ayrıca sağlıklı bir yaşam sürmeleri için gerekli olan çalışmaları yapar.
  • Vatandaşların sosyal ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla teşvik ve fonlar oluşturur.
  • Güven ve adalet ortamının sağlanması için yasal çalışmalar gerçekleştirir.
  • Toplumdaki birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için etkinlikler düzenler.
  • Toplumdaki huzur ve barış ortamının sağlanması amacıyla çalışmalar yapar.
  • Sosyal devlet anlayışında hukukun üstünlüğü vardır.
  • Güvenlik ve sağlık alanında toplumun her kesiminden insanların bu hizmetlerden faydalanması için faaliyetler düzenler.
  • Sosyal devlet anlayışında kadın, çocuk ve insan hakları güvence altına alınmıştır.
  • Sosyal devlet anlayışında din ve vicdan hürriyeti söz konusudur.
Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:  Reform Nedir?

 Türkiye’de Sosyal Devlet Anlayışı

Türkiye’de bu kavram, 1961 anayasası ile gündeme gelmiş olsa da Cumhuriyet öncesine dayanan bir temeli bulunmaktadır. I. Meşrutiyet’ten önce bazı gruplara haklar sağlandığını ancak bu hakların kesin bir kanun koruyucu nitelikte olmadığı bilinmekteydi. Bu dönemden sonra yasalaştırma süreçleri başlamış ve II. Meşrutiyet dönemine kadar herhangi bir devlet müdahalesi yaşanmamıştır.

II. Meşrutiyetin ilân edilmesiyle beraber ortaya çıkan özgürlük düşüncesi, siyasi anlamda faaliyet gösteren grupların etkinliğini artırmıştır. Ayrıca işçi faaliyetleri hızlanmış, grev hakkı ve dernek kurma gibi yeni haklar elde edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra İzmir’de toplanan İktisat Kongresi sayesinde ekonomik politikalar belirlenerek hem sanayi hem de farklı alanlarda teşvik aşamalarına geçilmiştir. Bu sebeple İzmir İktisat Kongresi, Türkiye’nin genel ekonomi politikasını belirleyen bir kongre olma özelliğini taşımaktadır.

1. 1924 Anayasasına Göre Sosyal Devlet

1924 anayasası sosyal haklar ve sosyal devlet açısından sınırlı bir anayasadır. Bu duruma rağmen anayasanın kabulünün ardından devletin sosyal yaşama olan etkileri artmaya başlamıştır. 1936 tarihinde çıkarılan İş Kanunu ile beraber çalışma hayatını düzenleyici ilk adımlar atılmaya başlanmıştır. 2. Dünya savaşının ardından Çalışma Bakanlığı kurulmuş ve 1947 yılında Sendikalar Kanunu kabul edilmiştir. Bu süreçle beraber işçilere grev hakkı tanınmıştır. Sosyal devlet anlayışı bakımından uygulamada aksaklık görülen tek anayasa 1924 anayasası olmasına rağmen birtakım iyileştirme süreçlerinin başladığı görülmektedir.

2. 1961 Anayasasına Göre Sosyal Devlet

Türkiye’deki sosyal devlet anlayışının tam olarak yerleşmesi, 1961 anayasası ile başlamıştır. Bu anayasa ile beraber ‘Genel Esaslar’ kısmının 2. maddesi dikkat çekmektedir. Bu madde, “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve belirtilen tüm temel ilkelere dayanan, demokratik, laik, milli ve sosyal bir hukuk devletidir.” ibaresini esas almaktadır.

1961 anayasasının tüm ilkeleri sosyal devlet prensibini destekler niteliktedir. Anayasanın 41. maddesine yer alan “Sosyal ve iktisadi hayat, tam çalışma esasına, adalete ve herkes için insanlık hassasiyetine yakışır bir yaşam seviyesi sağlanmak için düzenlenir. Sosyal, iktisadi ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla tamamlamak, bu amaçla yatırımları toplum faydasının gerektirdiği önceliklere yöneltmek, milli anlamdaki tasarrufu artırmak ve kalkınma planları gerçekleştirmek, devletin ödevidir.” ibaresi de Türkiye’de ilk kez sosyal devlet rejiminin kurulduğunun bir göstergesidir.

Anayasasın 48. maddesi ile beraber sosyal güvenlik haklarıyla ilgili bazı adımlar atılmıştır. 48. maddede yer alan “Sosyal güvenlik hakkını sağlamak için sosyal yardım teşkilatı ve sosyal sigortalar kurmak ve kurdurmak” ibaresi, sosyal güvenliğe verilen önemi göstermektedir. Bu sayede 1961 anayasası ile sosyal devlet prensibinin sosyal alandaki denetleyici ve düzenleyici gücü ortaya konulmuştur.

3. 1982 Anayasasına Göre Sosyal Devlet

1982 anayasasında “Laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti” ibaresi bulunmaktadır. Bu anayasanın temel görev ve amaçlarını belirleyen 5. maddede ise “Toplumun ve bireylerin refah, mutluluk ve huzurunu sağlamaya, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk ve adalet ilkeleriyle beraber bağdaşmayacak şekilde sınırlayan ekonomik, siyasal ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın manevi ve maddi varlığının gelişmesi amacıyla gerekli şartları hazırlamaya” ibaresi yer almış ve devletin temel görevleri bu şekilde sıralanmıştır.

Bir önceki yazımız olan Tüzel Kişilik Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Yorum Yap

Yazar Hakkında

İnternetteki bilgi kirliliğine ve spam yazılara tepki olarak "Türkiye'nin net bilgi kaynağı" O Nedir Net'i kurdu. Bilgiyi paylaşmak ve insanlara faydalı olmak dışında hiçbir gayesi yoktur.

Yorum Yap