İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sosyal
  3. Thomas Kuhn Paradigması

Thomas Kuhn Paradigması

Thomas Kuhn Paradigması

1922 yılında Batı Amerika’nın Cincinnati kentinde doğan Thomas Khun, Harvard Üniversitesi’nden fizikçi olarak mezun olmuştur. Conant’un etkisiyle beraber tarihsel bilimle ilgilenen Kuhn, 1961 yılında radyo dalgaları üzerinde çalışmaya başlamıştır. Bu süreçte Princeton Üniversitesi’ne geçen ve felsefe üzerine de çalışmalarını sürdüren Thomas Khun, birçok dalda akademik ödüller kazanmıştır.

Farklı kurumlarda yer alan Kuhn, 1957 yılında ‘Kopernik Devrimi’, 1977 yılında ‘Asal Gerilim’ ve 1978 yılında ‘Kara Madde Teorisi ve Kuantum Süreksizliği’ adındaki eserleri hazırlamıştır. Kuhn’u paradigma konusunda ünlü kılan çalışması, 1962 yılında yayınladığı ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ adlı eseridir. Bu eserindeki temel amaç, felsefecilerin geliştirmiş olduğu idealist bilim anlayışlarıyla beraber somut bilimsel araştırmalar arasındaki farkı ortaya çıkarmaktır.

Paradigma kavramı doğanın ya da toplumun ne şekilde işleyeceğine dair bir düşünceler setini anlatmaktadır. Ayrıca teorik bir model olarak da adlandırılabilir. Bilimsel ya da akademik disiplinler paradigmalarla çalışmaktadır. Bu süreçte rakip paradigmalar arasında, toplumun doğası hakkında birçok tartışma yaşanmıştır. Aynı durum fizik dünyasında da geçerlidir. Albert Einstein’in görsellik teorisi, fizik alanındaki temel paradigma örnekleri arasındadır. Bir diğer örnek ise Darwin’in evrim teorisidir. Rakip paradigmalara örnek verecek olursak, sosyolojideki Marksizm eserleri incelenebilir.

Kuhn, temel çalışması olan ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ adlı eserinde, paradigmayı akademik ve bilimsel araştırmaların gelişimi için kullanmamıştır. Sadece yaygın bilim anlayışına itiraz etmek amacıyla kullanmaya başlamıştır. Yaygın bilim anlayışı, bilimsel bilginin birikime dayalı olduğunu savunur. Ayrıca akademisyenlerin ve bilim insanlarının gerçeği araştırması için tarafsız bir analiz yapması gerektiğini aktarır. Fakat Kuhn, paradigmaları açıklarken, modern bilim tarihinin birikimli bir süreç olmadığını söylemiştir. Yani yeni teorilerin eski teorilerin yerini aldığını söylemiş ve araştırmacıların da radikal olduğunu belirtmiştir. Thomas Kuhn’a göre akademik dünya tüm topluluğu ele alamaz. Dünyada bir sonraki buluş için çalışan araştırmacılar aslında büyük bir buluş için yarışmaktadır.

Bilim tarihi, Kuhn tarafından incelenirken, pratik ve teorilerin hızlıca kenara atıldığını ve belirli bir toplumu kontrolü altına almak isteyen araştırmacıların olduğu görüşü ele alınmıştır. ‘Devrimler Tarihi’ eserinde bu konuyla ilgili çok sayıda açıklama yapan Kuhn, bilim insanları her alanda nesnellikten uzaktır. Paradigmayı belirli bir süreçte uzmanlar grubuna model olan sorun ve çözümler sağlayan, aynı zamanda genel kabul gören bilimsel başarılar olarak adlandıran Thomas Kuhn, paradigmanın bilim insanlarına yol gösteren bir düşünme şekli olduğunu savunmuştur. Bu tanımla beraber bilim adamlarının araştırmalarını, paradigmanın yönlendirdiğini söyleyen Kuhn ayrıca modern paradigma konusu üzerinde de durmuştur.

Paradigma hakkında çok sayıda tanım yapan Thomas Kuhn, yeni keşiflerin ilan edilmesini veya reddedilmesini sağlayan bir düşünce sistemi olarak bu kavramı ele almıştır. Bilimsem topluluk üyeleri bu nedenle paradigmaları sorgulamadan benimsemektedir. Ona göre egemen paradigma çok nadiren sorgulanmaktadır. Ya da belirli zamanlarda eleştiriye açıktır.

Yorum Yap