İlginizi Çekebilir
Kauçuk nedir ne demektir
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Uzay Nedir?

Uzay Nedir?

Uzay

Uzay Nedir: Gök cisimleri ve Dünya arasında bulunan sonsuz boşluğa uzay denir. Ortalama sıcaklığı -270 derece olan Uzay’da herhangi bir zaman kavramı yoktur. Uzayla ilgili olarak birçok araştırma yapılmış ve teoriler sunulmuştur. Buna rağmen uzayın net bir sınırı tespit edilememiştir. Ayrıca bu sonsuzlukta milyonlarca yıldız sisteminin ve gök cisminin olduğu varsayılmaktadır.

Uzay Kelime Anlamı

  1. Tüm varlıkların içinde yer aldığı sonsuz boşluk, mekân, feza.
  2. Büyük gök cisimlerinin içinde yer aldığı sınırsız boşluk. (Kaynak: TDK Türkçe Sözlük)

Uzay Nasıl Bir Yerdir?

Milyonlarca yıldız ve galaksinin yer aldığı uzay boşluğunun dikkat çeken özellikleri vardır. Öncelikle uzayda ses kavramı yoktur. Bu nedenle Dünya üzerinde duyduğumuz herhangi bir sesin hava ile titreşime girmesi uzayda imkansızdır.

Uzay, basıncın olmadığı bir sonsuzluktur. Uzay araştırmaları yapan astronotlar kostümlerini basınçlı giysilerden tercih etmektedir. Ek olarak uzay boşluğu ciddi anlamda soğuktur. Bu durumun sebebi ise uzaydaki herhangi bir gezegene çarpacak ve ısıyı yükseltecek atom sayılarının az olmasıdır.

Uzayda basınçla beraber solunacak bir hava da yoktur. Bu yüzden astronotlar uzay yolculuğuna çıkmadan hava tedariki yapar ve sırtlarında ‘skubamsı’ adı verilen tüpler yardımıyla nefes alıp verirler.

Uzayda Yer Çekimi Var mı?

Uzayda yer çekimi yoktur. Çünkü yer çekiminin olabilmesi için bir kütlenin olması gerekmektedir. Uzay, başlı başına sonsuz bir boşluk olduğu için herhangi bir yer çekimi alanı içinde bulunmamaktadır. Ancak uzaydaki kütlelerin yer çekimleri bulunmaktadır. Bununla beraber uzaydaki bir cismin ağırlığı ‘sıfır’ olarak kabul edilir.

Uzayda Yaşam Var mı?

Uzay’ın yaşanılabilir bir yer olup olmadığına dair çok sayıda araştırma yapılmıştır. 1950 yılından itibaren kapsamlı bir şekilde yıldızların çevresinde ‘yaşanabilir alan’ arayışında olanlar, bu fikirlerini savunmaya devam etmiştir. 2007’den sonra Dünya’ya benzeyen gezegenlerin bulunmasıyla beraber uzayda yaşamın olduğuna dair pek çok kanıt elde edilmiştir.

Yaşanılabilir bölgeden kasıt, herhangi bir yıldızın çevresinde atmosfere sahip olan gezegen ya da buna benzer cisimlerin yüzeylerinde sıvı olarak su bulundurmanın mümkün olduğu yerlerdir.

2013 yılında ‘Kepler Uzay Misyonu’ tarafından paylaşılan rapora dayanarak astronomlar önemli açıklamalarda bulunmuştur. Bu açıklamada, Dünya’nın da içerisinde yer aldığı Samanyolu Galaksisi’nde yaklaşık 40 milyar adet Dünya’ya benzeyen gezegenin olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca bu yaşanabilir bölgelerin 11 milyar adetinin Güneş’e benzediği aktarılmıştır. Ancak bu yıldızların Dünya’ya olan en yakın uzaklığı 12 ışık yılı kadardır.

Uzay’da Neden Özel Kıyafetler Giyilir?

Astronotlar için hayati önem taşıyan uzay kıyafetlerin birtakım özellikleri vardır. İlk olarak vücuttaki kanın doğal olarak kalmasını sağlar ve bayılma veya inme gibi durumların yaşanmasını engeller.

Uzay aracının hızlı bir şekilde yukarıya doğru hareket etmesi sırasında astronotların ağırlıkları değişir. Bu durum aynı zamanda damarlardaki kanda ciddi değişiklikler meydana getirir. Bu değişimlerde kan, vücudun bazı bölgelerinden çekilir ve farklı yerlerde toplanmaya başlar. Ardından beyin kansız kalır ve astronotun ölümüne neden olur. İşte bu yüzden astronotlar için özel kıyafetlerin kullanılması hayati bir önem taşımaktadır.

Uzay Araştırmalarının Tarihçesi

Uzay bilimi, tarihsel süreçte ele alınırken ilk roketin keşfedilmesiyle başlayan araştırmalar sayesinde günümüze kadar gelişimini sürdürmüştür. Bu anlamda ilk roket, 1045 yılından çok daha önce Çinliler tarafından keşfedilmiştir.

İlk barutla beraber kötü ruhların korkutulması amacıyla ateş okunu icat eden Çinliler, birçok savaşta bu ekipmanı kullanmıştır. Yine başlangıç sürecinde askeri amaçla kullanılan roketlerin, 1650 yılında yapılan araştırmalarla beraber yeni planları ortaya çıkmıştır. Polonyalı Kazimierz Siemienowicz bir ateşli silah uzmanı olarak yayınladığı roket planlarıyla bu süreçte etkili rol oynamıştır.

On Dokuzuncu Yüzyıl boyunca en önemli araştırma konularından olan roketler, İtalyan mucit Claude Ruggieritarafından birkaç hayvanın uzaya yollanması girişimiyle dikkat çekmeye devam etmiştir. Dünyanın her ülkesinde heyecan uyandırmış olan roketlerle ilgili olarak Britanya’da 9000 kilometre mesafeye kadar çıkabilen katı yakıtlı ve itici kuvvetle çalışan bir roket yapılmıştır.

Uzay Bilimi Kuramları

Uzay araştırmalarının başlıca öncüsü ve kuramcısı olarak kabul edilen Rus bilim adamı K. Tsiolkovsky, sadece tepkili itme gücüyle çalışan roketlerle uzaya gidilebileceğini söylemiştir. 1903 yılında ise ilk defa füzelerin hareket yasalarını anlatan bir yapıt hazırlamış ve füzelerle ilgili olarak yaklaşık 500 makale yayımlamıştır.

Amerikalı fizikçi R.Goddard ise itme kuvvetiyle ilgili çalışmalar yaparak uzaya yolculuk için sıvı yakıtlı roketlerin kullanılması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca Goddard, roket hareketleri kuramının kurucusu olarak bilinmektedir. Goddard, 1926’nın Mart ayında ilk sıvı yakıtlı roketi fırlatmış ve bu roket sadece 2,5 saniye havada kalabilmiştir. Bu sürede çıkabildiği yükseklik ise 12,5 metre olarak ölçülmüştür. Goddard ayrıca ilk roket motor tasarımını yapan bilim adamıdır.

Alman roketçiliğinin kurucusu olarak kabul edilen H. Oberth, Alman bilim adamlarıyla beraber 1927 yılında ‘Uzay Yolculuğu Derneği’ni kurmuştur. Apollo Projesi ve Amerikan Uzay Araştırmaları projesinde yer alan Oberth, 2. Dünya Savaşı sırasında Alman ordusu için roket asistanlığı yapmıştır.

Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:  Yer Çekimi Nedir?

Uzaya İlk Adım

Sovyetler Birliği, 4 Ekim 1957 tarihinde Dünya’nın ilk yapay uydusu olma özelliğini taşıyan Sputnik-1 füzesini uzaya göndermiştir. Uydunun ağırlığı 80 kilogram olmakla beraber çapı 58 santimetredir. Yörünge yüksekliği olarak ise 250 kilometrelik bir noktaya oturtulmuştur. Bu uydunun gövdesi ise küre şeklindedir. Üzerinde bulunan piller tükenene kadar Dünya’ya sinyal gönderen Sputnik-1, 4 Ocak 1958 tarihinde atmosfere giriş yapmış ve burada infilak etmiştir.

Sputnik-2 füzesi de 1957 tarihinde uzaya gönderilmiştir. Ancak bu uyduda ‘Laika’ adı verilen bir köpek de kullanılmıştır. Uzaya çıkan ilk hayvan olarak tarihe geçen ‘Laika’ uzaydaki yolculuğuna 1 hafta devam etmiştir. Ancak bu sürecin sonunda havasızlıktan dolayı ölmüştür.

12 Nisan 1961 tarihinde Sovyet kozmonot Yuri Gagarin, Vostok-1 adı verilen araç ile uzaya çıkmıştır. Gerçekleşen bu uçuş 1 saat 45 dakika sürmüştür. Daha sonra Amerika tarafından da uzaya yolculuk süreci başlatılmıştır. 5 Mayıs 1961 tarihinde Alan Shepard, Mercury-3 uzay aracı ile uzaya çıkan ilk Amerikalı unvanını kazanmıştır. Fakat uzay aracı yörüngeye erişememiş ve Atlas okyanusuna düşmüştür. Shepard ise paraşütle iniş yapmıştır.

Uzay yolculuğu bu tarihlerden sonra da devam etmiştir. Dünyanın çevresini ilk dolaşan Amerikalı olan astronot John Glenn, toplamda 5 saatlik bir uzay uçuşu gerçekleştirmiştir. Bu süre boyunca 3 defa dünya çevresinde tur atmıştır.

Amerika ve Rusya arasında bir rekabet haline gelen uzay yolculukları 1963 ve 1983 yılında da sürmüştür. Valentina Tereshkova, 16 Haziran 1963 tarihinde Vostok-6 uzay aracı ile uzaya çıkan ilk kadın unvanını almıştır. Amerikalı Sally Ride ise 18 Haziran 1983 yılında Challenger uzay mekiği ile uzayda görev yapmıştır.

İlk Uzay Yürüyüşü Ne Zaman Yapıldı?

18 Mart 1965 yılında uzayda ilk kez yürüyüş yapan Rus Alexei Leonov, Voskhod-2 uzay gemisinden 17,5 feet uzaklaşmıştır. Ayrıca 12 dakika dışarıda kalarak bu yürüyüşü gerçekleştirmiştir.

Amerikalı Ed White ise Gemini-4 görevi ile beraber uzay yürüyüşünü gerçekleştirmiş ve bu yürüyüş 21 dakika sürmüştür.

Güneş Sisteminde Bulunan Yeni Gezegenler

Güneş sisteminde dünya dışı canlıların var olup olmadığı her zaman merak konusu olmuştur. Bu bakımdan uzayda yaşam bulunma potansiyeli bulunan birtakım uzay cisimleri yer almaktadır. Uzmanlar bu sistemdeki yaşam potansiyelinin sadece mikroorganizmalar olabileceğini düşünmektedir.

1.Ceres

Cüce gezegen olan Ceres Jüpiter ve Mars arasında bulunmaktadır. Oluşumu ince su buharı sayesinde gerçekleşmiş olan bu gezegen ayrıca donmuş bir yüzeye sahiptir. Bu yüzeylerde ciddi buz kütlelerinin olduğu düşünülmektedir.

2.Mars

Bilindiği üzere Mars gezegeni hakkında uzun yıllar araştırma ve tahminler yapılmıştır. Genel görüşe bakıldığında, Mars’ta sıvı halde bulunan su geçmişten günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca günümüzde yapılan incelemelerde bu bulguyu destekleyecek pek çok kanıt bulunmaktadır. Mars’ın daha önceden nemli ve sıcak bir gezegen olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca yüzeyinde kurumuş dere yataklarının olduğu da bilinmektedir.

3.Titan

Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan ayrıca Güneş sisteminde yer alır ve bir atmosfere sahiptir. Gezegenin kutup bölgelerinde sıvı şekilde karbon gölleri bulunmuştur. Ayrıca Dünya haricinde yüzeyinde sıvı olan tek uzay cismi olarak bilinir.

4.Europa

Europa, Jüpiter’in uydusudur. Dünya dışında yaşamın olabileceği en iyi ortama sahip olduğu düşünülmektedir. Bu düşüncenin nedeni, Europa’nın yüzey altı bir okyanusa sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

Keşfedilen yeni gezegenlerle ilgili 1992’den 2015 yılına kadar yapılan araştırmalarda 1977 adet gezegenin varlığından söz edilmektedir. Kepler’in uzay teleskopu ise günümüze kadar 1.100 adeti kanıtlanmış olan toplam 3.600 gezegen gözlemi yapmıştır. Ancak bu rakamın gezegen adaylarına ait olduğunu açıklamıştır.

Yıldızların Oluşum Süreci

Yıldızlarla ilgili kapsamlı araştırmalar 1900’lü yıllarda başlatılmıştır. Yıldızlar, gaz ve tozdan oluşmuştur. Samanyolu Galaksisi’nde yüzbinlerce Güneş’in kütlesine denk gelen aşırı soğuk molekül bulutları bulunmaktadır. Bu bulutlar toz, gaz ve farklı materyallerle birikerek çok daha büyük kütleleri meydana getirmektedir. Yıldızların da kümeler halinde oluştuğuna dair çok sayıda görüş bulunmaktadır.

Göktaşı Nedir?

Uzay boşluğundan Dünya’nın atmosferine giren materyallere göktaşı adı verilmektedir. Atmosfere giren göktaşlarının saniyede 70 kilometreye kadar çıkabilen bir hıza sahip olduğu bilinir. Dünya atmosferine her yıl binlerce göktaşı girer ancak sürtünmeden kaynaklı olarak ortaya çıkan ısı nedeniyle neredeyse tamamı erir ve toz parçacığına dönüşür.

Uzay Hakkında İlginç Bilgiler

İşte duyduğunuzda size çok şaşırtacak uzay hakkında ilginç bilgiler;

  • Uzay, yeryüzünden 100 kilometre uzaklıktadır. Yani sanıldığı kadar uzak değildir.
  • Ay, Dünya’dan her sene yaklaşık 3,8 cm uzaklaşır.
  • Dünya’daki her insan, uzayda saatlik olarak 530 kilometre hızla hareket etmektedir.
  • 13.727 yılında Kutup Yıldızı’nın değişeceği tahmin edilmektedir.
  • Uzayda ağlayan bir insanın gözyaşı akmaz.
  • Uzayda görev yapan astronotların sıcak metal, yanık et ve kaynak dumanı gibi kokular aldığı açıklanmıştır.
  • 1 astronot kıyafetinin maliyeti yaklaşık 12 milyon dolardır.
  • Güneş, içerisinde 1 milyon adet Dünya’yı barındırabilir.
  • Uzay’a çıkıldığında insan boyu uzar. Bunun nedeni, yerçekimsiz ortamda omurgaların düzleşmesinden kaynaklıdır.
  • Ay’da atmosfer olmadığı için Ay’a ulaşan astronotların ayak izi sonsuza kadar değişmeden kalabilir.

Bir önceki yazımız olan Ultraviyole Nedir? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Yorum Yap
Bu içeriğe tepkini emoji ile bildir?

Yazar Hakkında

İnternetteki bilgi kirliliğine ve spam yazılara tepki olarak "Türkiye'nin net bilgi kaynağı" O Nedir Net'i kurdu. Bilgiyi paylaşmak ve insanlara faydalı olmak dışında hiçbir gayesi yoktur.

Yorum Yap