İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sosyal
  3. Yorumlayıcı Paradigma ve Özellikleri

Yorumlayıcı Paradigma ve Özellikleri

Yorumlayıcı Paradigma ve Özellikleri

Hermeneutik terimi tarihte ilk defa Antik Yunan döneminde kullanılmıştır. Antik Yunan’da tanrıların mesajlarının insanlara haberci Hermes tarafından iletildiği inancı bulunmaktadır. Hermes ayrıca bu sözlerle beraber tanrıların insanlar hakkında görmedikleri durumları anlattığını savunmuştur. Hermeneutiğin gelişiminde Scleiermacher ve Dilthey’in önemli katkıları bulunmaktadır. Dilthey, insan bilimlerini ‘Tin Bilimi’ olarak isimlendirmiş ve kültür kavramı ile ilişkilendirmiştir. Pozitivizme tepki olarak yorumlanan bu süreçle beraber Schleiermacher de metinlerin yazıldığı dil ile ilişkiye girerek incelenme fırsatı ortaya çıkardığını savunmuştur.

Post pozitivizm paradigmasının sorgulanmaya başlanmasıyla beraber antropoloji alanında çıkan araştırma yöntemleri yeni bir kavramı ortaya çıkarmıştır. Antropolojiyle yakından ilgilenen bilim adamları, tarihin farklı dönemlerinde yaşanan kültürleri anlamak adına dönemin insanları gözüyle olaya bakma gereksinimi duymuştur. Bu durum aynı zamanda sosyal bilimler için bir esinlenme kaynağı haline gelmiştir. Yaşanan bu süreçlerle beraber sosyal bilimler alanında hermeneutik yani yorumlayıcı paradigma ortaya çıkmıştır.

Yorumlama sanatı ya da anlama öğretisi olarak da bilinen bu süreç, pozitivist anlayışa karşı gelişerek sosyal bilimlerdeki araştırma konuları arasında bulunan farklılıkları ortadan kaldırmıştır. Yorumlayıcı paradigmaya göre araştırmacılar, herhangi bir araştırma konusu içinde yer alan şekillenmiş varlıklardır. Bu konuda bir örnek verecek olursak, kültür araştırması yapan bir araştırmacı, araştırdığı kültür tarafından yaratılmıştır. Yani araştırılan konu ve araştırmacı, dinamik bir yapıda etkileşim halindedir.

Yorum Yap